Halk Şairi Ahmed Arif

”Ben halkımın mazlum ve gariban bir ozanıyım. Böyle olmak da yüce bir onurdur.” diyen Ahmed Arif, halkına gönül vermiş bir şairdir. Halk şiirinden faydalanmıştır. Toplumcu öğelerle şiirlerini süslemiş ve halkının sevgisini kazanmıştır. Ahmed Arif’in şiirleri tema, anlam  ve imge bakımından daima özgünlüğünü korumuş, zamana kafa tutmuştur. 

Gerçek adı Ahmed Önal olan şairimiz, 21 Nisan 1927 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelir. Annesi Sare hanımı küçükken kaybeder. Babası Arif Hikmet ve babasının diğer eşi tarafından büyütülür. Arif Hikmet Bey görevi nedeniyle Siverek’te bulunur.

Bundan dolayı Ahmed Arif’in çoçukluğunu burda yaşar. Bu dönemde daha anaokulu düzeyinde iken Arapça, Kürtçe ve Zazaca öğrenir. Aynı zamanda dönemin toplumsal, siyasi ve sosyal ilişkilerine hakimdir. Bundan dolayı da her zaman ezilenlerden yana olmuş ve halkı savunmuştur. 1939 yılında İlkokulunu bitiren şair, önce Diyarbakır’da ortaokula başlar ve sonra Urfa’da ortaokuluna devam eder.

Şiire Merakı

Bu yılarda şiire merak salar. Faruk Nafiz hayranı olur ve onun şiirlerini okur. Yeni Mecmua dergisine şiirlerini gönderir. Liseyi Afyon’da yatılı olarak okur. Bu yıllarda kendisini edebiyat konusunda geliştirir. 1940 yılında Neyzen Tevfik ile birlikte Seçme Şiirler Demeti adlı dergide şiirleri yayımlanır.Nazım Hikmet tarzında şiir yazmayı sever. 28 Temmuz 1943 yılında İran sınırı yakınlarında Van’da 32 köylü kurşuna dizilir. Bundan etkilenen Ahmed Arif, Otuz Üç Kurşun adlı şiirini yazar.


Üniversite Yılları 

1947 yılında Ankara Üniversitesi Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümüne kayıt yaptırır. Türkiye Gençler Derneğine üye olur. 1948 yılında Dışişleri bakanlığında çalışmaya hak kazanan Ahmed Arif  işe alınmaz. Arif bunun üzerine mahkemeye başvurur ve kazanır. Böylece Merkez Bankasında işe başlar. 1951 yılında başlayan  ”solcu tefikatı”nda Otuz Üç Kurşun adlı şiiri nedeniyle tutuklanır ve  9 gün işkenceye maruz kalır. İstanbul’a sevk edilen şair, Sansaryan Han’ında bir hücreye kapatılır.

Burda yapılan ağır işkencelere ve zor şartlara dayanamaz. İyice güçsüz ve bitap düşen şair yaşadıklarından dolayı intihara kalkışır. Hastanede tedavisi yapıldıktan sonra tekrar Sansaryan Han’a götürülür, daha sonra Harbiye’ye yollanır. Ahmed Arif  ”Gizli Komünist  Cemiyeti teşkil etmek ve bu cemiyete girmek, faaliyet göstermek suçlarını işlemekten” yargılanır. Şair’e iki yıl hapis ve 8 ay urfa’da gözetim altında tutulma cezası verilir. Kamu gözetimi altında tutulma cezasını diyarbakır olarak değiştirir. Cezası bitince Ankara’ya dönen şair eğitimini tamamlayamaz ve bir çok işe girip çıkar.


1956 yılından sonra Medeniyet, Öncü ve Halkçı gazatelerinde yazı işleri müdürü olarak çalışan şair, 1957 yılında  Aynur Hanım ile evlenir. Evliliğinden bir yıl sonra 1968 yılında, yıllardır yazdığı şiirleri bir araya getirerek ilk ve tek şiir kitabı olan ”Hasretinden Prangalar Eskittim” basılır. Kitap büyük bir ilgiyle karşılanır. Cem Yayınevi  kitabın otuz yılda 43 baskısını yapar.

1972 yılında oğlu Filinta dünyaya gelir. 5 yıl sonra emekli olan Şair, Ankara’da sessizce yaşamını sürdürür. Halkın, ezilenlerin sesi ve dostu olan Ahmed Arif,  2 Haziran 1991 yılında kalp krizi sonucu hayata gözlerini yumar. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.